Saturday, October 10, 2020

herkes aynı hayatta


 95 yılında New Yorker'da yayınlanmış bir resmi taklit ederken aklıma çocukken hissettiğim bir şey geldi. 

Piyano çalan kızın merkezde olduğu bu resimde, karşı penceredeki adam kızın hayatından bir parça, kızın odasındaki eşyalar gibi kıza dair, kızın hikayesine dair bir şey anlatıyor. Karşı pencerenin ardında nasıl bir hayat var bilmiyoruz. Tek bildiğimiz adamın pencereden kızı izlediği, kızın da adamı. 

O pencerenin ardında bir hayat var, tüm pencerelerin ardında sayısız hayatlar var. Her birisi ayrı bir hikaye. Bu hayatların, hikayelerin sonsuzluğunu düşündükçe başım dönerdi çocukken, Allah'ın bütün hayatlardaki tecellisini düşündükçe hayretler içinde kaldığımı hatırlıyorum.  Ben dua ediyorum, benimle beraber ve herkesle öyle beraber, bunu düşününce yine o dokuz-on yaşlarındaki Aslı gibi başım dönüyor. 


Not: Galiba sonsuzluk duygusu en çok başımı döndürüyor. Bedia'ların çatısında yıldızları izlediğimiz ve kainatın sonsuzluğunu konuştuğumuz akşam da, büyük bir kütüphaneye girdiğimde kitaplardaki bilginin sonsuzluğu karşısında hissettiğim baş dönmesi hep aynıymış, şimdi fark ediyorum.